10 Şubat 2017 Cuma

Türkler Amerika hakkında ne düşünüyor?

Türkler'in ABD'ye bakışında olumsuz oranı, olumluya nisbetle daha yüksek. Bunun başlıca sebepleri ABD'nin Fetullah Gülen'i teslim etmemesi ve PYD'ye destek vermesi şeklinde yorumlanıyor.

Gallup araştırma şirketinin Türkiye’de yapmış olduğu bir araştırma sonucuna göre Amerika hakkında olumlu düşünenlerin oranı sadece %34. Ancak buna rağmen araştırmaya katılanların çoğunluğu Amerika’daki eğitim sistemi, iş imkanlarıyla ilgili olumlu görüş bildiriyor.


Gallup araştırma şirketinin Türkiye’de yapmış olduğu bir araştırma sonucuna göre, Türkler yabancı ülkelerden % 48,9 oranla en çok Almanya’ya destek veriyor. Amerika hakkında görüş bildirenlerden olumsuz düşünenlerin oranı yüksekken olumlu düşünenlerin oranı sadece %34. Türkler % 33,7 oranla İngiltere’yi desteklerken, Rusya hakkında olumlu düşünenlerin oranı %25,8, olumsuz düşünenlerin oranı ise %44,1.

Peki, araştırma sonucuna göre Türk halkı, Amerika’daki eğitim sistemi, iş imkanlarıyla ilgili olumlu görüşler bildirmiş olmasına rağmen Amerika hakkında olumsuz düşünenlerin oranı neden daha yüksek? Amerika’nın yeni Başkanı Donald Trump’ın göreve başlamasıyla Türk-Amerikan ilişkileri nasıl bir seyir izleyecek?

Peki, Gallup’un yaptığı araştırma konusunda Türk halkı ne düşünüyor?

Üniversite öğrencisi Ege Bıçakçı’ya göre, Amerika’nın göçmenlerden oluşan bir ülke olarak Trump’ın söylemlerine rağmen hala daha toleranslı, daha farklı olanın saygı gördüğü, baskının az olduğu bir ülke olarak kabul ediliyor. Bıçakçı’ya göre, Türkiye’de baskının artması ve belirsiz bir ortamın olması nedeniyle, insanlar Trump’ın göçmenlere karşı söylemlerine rağmen Türkiye’deki kaos ortamından uzaklaşmak için Amerika’ya gitmek istiyorlar. Ege Bıçakçı, Türk halkının Amerika’yı tercih sebebinin yaşam kalitesinin yüksek olması ve insan haklarının daha gelişmiş olması olduğunu düşünüyor.

Lise öğrencisi Cem Güven, Amerika’daki eğitim sisteminin Türkiye’den daha iyi olduğunu, arkadaşlarının yurt dışına gitmek istediğini ve Türkiye’nin geleceğini çok da parlak görmediğini belirtti. Amerika’nın nüfusunun Türkiye nüfusuna nazaran çok fazla olmasına rağmen iş imkanlarının çok daha iyi olduğunu söyleyen Güven, Türkiye’deki iş imkanlarının çok kısıtlı olduğuna değindi.

Serkan Seğirgen, Türkiye’de oluşan Amerika karşıtı görüşlere değinerek her olayda Amerika’yı suçlamanın doğru olmadığına, tepkilerin yerinde verilmesi gerektiğine değindi. Seğirgen, Türkiye’nin Fethullah Gülen’in iadesini talep ettiğini ancak Amerika’dan destek görmediğini söyleyerek Türkiye’nin de Amerika’ya bazı yaptırımlarda bulunması gerektiğini belirtti.

Üniversite öğrencisi Burak Çetiner, Türk halkının Amerika’ya karşı olumsuz düşünmesini “Amerika’nın Türkiye’nin iç politikasına çok karışmasına, Orta Doğu’da kaosa sebep olmasına, Suriye ile Irak’a müdahale etmesine” bağlıyor.

Mali Müşavir Halit Arslan, Amerika-Türkiye ilişkilerinin zamanla düzeleceğini düşündüğünü belirtiyor. Arslan, Amerika’nın sitemine değinerek, Trump’ın göçmenler hakkında aldığı kararların yargı yoluyla durdurulmasında yargının rolünün altını çizerek Trump’ın istediği her kararı uygulayamayacağını anladığını ve zaman içerisinde kararlarını değiştireceğini bu yüzden de Türk halkının da zamanla normal rotasına gireceğini düşündüğünü ifade etti.

Türkiye’deki Amerika Algısı Neden Olumsuz?

Kamuoyu araştırma şirketi Gallup’un yeni anketine göre, Türkler yabancı ülkeler arasında en çok Almanya’ya destek veriyor. Araştırmaya katılanların %48,9’u Almanya’ya sıcak bakarken ABD’yi dost ülke olarak görenlerin oranı %34.

Amerika hakkında olumsuz düşünenlerin oranı, tıpkı Rusya’ya olumsuz bakanlar gibi yüksek.

Amerika’nın Sesi’nin sorularını yanıtlayan uzmanlar, Türkiye’deki Amerikan algısının olumsuz seyrini Fethullah Gülen’in Amerika’da ikamet etmesi ve ABD’nin PYD’ye desteğine bağlıyor.

Faruk Loğoğlu: ABD’yi günah keçisi olarak göstermek iç politikadadestek buluyor

Türkiye’nin Washington eski büyükelçisi Faruk Loğoğlu, Türk toplumunun Amerikan toplumu ve Amerikan yönetimi arasında her zaman ayrım yaptığını vurguluyor.

Amerika’nın Sesi’nin sorularını yanıtlayan Loğoğlu, “Türk toplumunda Kore Savaşı’ndan ve Türkiye’nin NATO’ya girişinden buyana Amerikalılar’a karşı sevgi vardır. Buna mukabil hükümetler arası ilişkiler çok inişli çıkışlı olabilmiştir. İşte Johnson mektubu, ambargo ve 15 Temmuz Darbesi’ndeki Amerikan rolü iddiası, bu iniş çıkışları gösteriyor. Ama en önemlisi FETÖ lideri Gülen’in iadesi konusunda olumsuz yansımalar Türk kamuoyunda Amerika politikalarına karşı olumsuzluk yarattı. Ama Amerikan politikalarına duyulan tepki Amerikalılar’a duyulmaz. Bir de tabii Türkiye’de siyasi iktidarlar iç kamuoyunda destek almak için başta ABD ve İsrail yeri geldikçe de Almanya ya da Rusya’yı hırpalamaktan çekinmez. Ama her zaman en kolay yol, ABD’yi günah keçisi olarak göstermektir” dedi.

Doçent Doster: PYD’ye silah yardımı ABD karşıtlığını besliyor

Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Doçent Barış Doster’e göre, Türk halkının Amerika’ya olumsuz bakışının uzun bir geçmişi var:

“ABD ile ilişkilere gelince, iki ülke arasında tarihsel olarak, siyasal olarak gerilim alanları mevcut. 1962 füze krizi, 1964 Johnson Mektubu, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı nedeniyle Türkiye'ye konulan ambargo, 2003 Süleymaniye Çuval Hadisesi gibi somut olaylar var. Dahası, ABD'nin darbelere, muhtıralara, darbe girişimlerine verdiği destek yönünde çok geniş, yaygın bir kabul var. Dahası, ABD'nin PKK terör örgütüne verdiği destek de, hele de Irak ve Suriye meselelerinde bir kezdaha görüldü.”

Doçent Barış Doster, 15 Temmuz Darbe Girişimi sonrası Amerika Birleşik Devletleri’nden verilen mesajların da olumsuz algıyı pekiştirdiği kanısında:

“15 Temmuz FETÖ'cü darbe girişimi sonrasındaki tutumu, Türkiye'nin iade taleplerine olumlu yanıt vermeyişi, Türkiye'nin ısrarlarına rağmen Suriye'de PYD terör örgütünü terör örgütü olarak görmeyişi tersine ona ağır silah dahil silah yardımı yapışı da Türkiye'de ABD karşıtlığını besliyor. Hepsi ABD merkezli olan uluslararası ölçüm kuruluşlarının, kredi derecelendirme kuruluşlarının Türk ekonomisine ilişkin notları da, ABD'ye fatura ediliyor. Öyle ki, kimi anketlerde Türkiye, Küba ve İran'ın da önünde çıkıyor ABD karşıtlığında. Bunun başka nedenleri de var. Misal; Türkiye'de milliyetçi, muhafazakar, dindar, batı karşıtı, içe kapanmacı bir siyasal, toplumsal iklim öne çıkınca, içi boş da olsa, temellendirilmese de, hatta kendi içinde büyük çelişkiler, tutarsızlıklar barındırsa da genel bir Batı karşıtlığı egemen oluyor. Bu ideolojik düzlemde toplumu etkiliyor. Egemen siyaset tarafından da kullanılıyor Dış dünyaya bakışı etkiliyor.”

Ekim Alptekin: Gülen meselesi çözülmeden Türkiye’deki ABD algısının toparlanması zor

Türk-Amerikan ilişkilerinin güçlenmesi için son dönemde en çok çaba sarf eden isimlerin başında gelen Türk Amerikan İş Konseyi Başkanı Ekim Alptekin de Loğoğlu ve Doster gibi Amerikan yönetiminin 15 Temmuz sonrası süreçte Gülen ve PYD politikalarının Türk halkı nezdinde yaralayıcı olduğuna dikkat çekiyor.

Amerika’nın Sesi’ne konuşan Alptekin, “Bin Ladin’in Afganistan’da saklanıyor olması Amerikan halkını nasıl etkilediyse FETÖ lideri Fethullah Gülen’in Amerika’da saklanıyor olması Türk halkını aynı şekilde etkiliyor. Hapisteki gazetecilerden Meclis’teki tüm siyasi partilere kadar herkes bir konuda hemfikir:15 temmuz Darbe Girişimi’nin merkezi sinir sistemi FETÖ terör örgütü. Bu anlamda milli hassasiyetten söz edebiliriz. Gülen meselesi çözülmeden ABD algısının toparlanması zor. Bir de elbette PYD ve PKK’nın aynı anda Kandil’den yönetildiğini 80 milyon biliyor. Obama politikalarının Trump’ın ilk haftalarında da daha önce alınmış kalınmış kararlar bağlamında uygulanması Türk kamuoyunu olumsuz etkiliyor” dedi.

Alptekin: Trump FETÖ ve PYD ile ilgili adım atarsa Türkiye’deki ABD algısı çabuk toparlanır

ABD’nin Vietnam Savaşı’nda olduğu gibi büyük hatalar yapabilen bir ülke olduğu gibi bu hatalardan dönmeyi bilen ve yanlışında ısrarcı olmayan bir sistemi bulunduğunu belirten Türk Amerikan İş Konseyi Başkanı, Trump yönetiminin mevcut hatalardan dönebileceği inancını koruyor:

“Bana kalırsa FETÖ ve PYD konusunda Trump yönetimi iyi niyet adımları atarsa Türkiye’deki Amerika Birleşik Devletleri algısı çok çabuk toparlanabilir. Ben yeni yönetimin bunu yapabileceği inancındayım.”

Loğoğlu: Trump döneminde ilişkiler daha da sıkıntılı olacak

Ancak emekli büyükelçi Faruk Loğoğlu, yeni dönemden fazla umutlu değil.

Loğoğlu, “ Erdoğan ve Trump’ın tarzları birbirine benziyor. Bu gerilimi arttırabilir.Ben Trump döneminde Türkiye-ABD ilişkileri daha sıkıntılı anlar yaşayacağını düşünüyorum. Özellikle, terörle mücadele, radikal İslam anlayışı ve Ermeni konusu sıkıntılı olacaktır. Trump bir kızgınlık anında Ermeni soykırımından bahsedebilir. Ya da düşünsenize Trump, AKP’nin en büyük zihindaşı Mısır, Suriye ve Ürdün’deki ortağı Müslüman Kardeşleri ‘terörist’ olarak nitelendirdi. Obama yönetimi gibi Trump yönetimi de PYD-YPG’yi terörist olarak görmüyor. Sorunların yaşanacak olması ilişkilerin kopması anlamına gelmez. Çünkü ABD’nin Türkiye, Türkiye’nin de ABD’ye ihtiyacı var. Aklıselim egemen olacaktır” diyor.

Doçent Doster: Türkiye ABD ile ilişkilerini geliştirmeye çalışacaktır

Siyaset bilimci Barış Doster de FETÖ ve PKK- PYD terör örgütleri konusundaki farklı tutum nedeniyle bu gerilim devam edeceğini düşünüyor. O da Faruk Loğoğlu gibi Trump’ın üslubunun yeni gerilimlere neden olacağı varsayımında bulunsa bile Türkiye’nin daha sakin kalmaya çalışacağı görüşünde:

“Türkiye hem içinde bulunduğu diplomatik ve ekonomik durum, hem ülke içindeki siyasal gerilim ve istikrarsızlık nedeniyle ABD ile ilişkileri geliştirmek için çabalayacaktır. Gerilimi yükselten değil, düşüren taraf olmaya gayret edecektir. Türkiye'nin egemen siyasal çevreleri, iş dünyası, siyasi seçkinleri, medyası, üniversitesi de bu yönde çabalayacaktır. ABD'nin Türkiye'yi önemli bir bölgesel müttefik olarak görmesi, Türkiye'nin siyasi, askeri, iktisadi, diplomatik, bürokratik, kültürel, bilimsel hayatı, kurumları, örgütleri üzerindeki nüfuzu dikkate alındığında, Türkiye'nin en fazla ABD'den çekindiği, en çok ABDile ilişkileri önemsediği, öncelediği ve gözettiği, en çok ABD'den etkilendiği de görülür.”

Gallup araştırması Amerika’da eğitim, çalışma, huzurlu yaşam olanaklarının Türk toplumunda büyük kabul gördüğünü gösteriyor. Doçent Doster’e göre, araştırmada böyle bir sonuç çıkması şaşırtıcı değil:

“ABD'deki okullara, üniversitelere, yüksek öğretime, akademik ortamın niteliğine ilişkin, iş dünyasının kalitesine, rekabetçiliğe, fırsatların çokluğuna, kariyer yapmanın avantajlarına dair bizdeki algı ve düşünce, sadece Türkiye'ye has değildir. Dünyada da böyledir. Dahası bu, ABD'nin kamu diplomasisini kurmada, yumuşak gücünü tesis etmede en avantajlı ve iddialı olduğu alanlardan biridir. ABD de en fazla bu yönünü, bu yüzünü öne çıkarır.”

VOA News

0 yorum:

Yorum Gönder