24 Şubat 2017 Cuma

Eset rejimi muhalif bölgeleri napalm bombalarıyla vuruyor

Suriye'de Beşşar Eset rejimi, Suriye konulu Cenevre görüşmeleri sırasında muhalif bölgeleri bombalamayı sürdürüyor. Suriye ordusuna ait savaş uçakları Haresta ilçesinde sivil yerleşim yerlerini yakıcı napalm bombalarıyla hedef aldı. Bombardımanda çok sayıda kişi yaralanırken, napalm bombalarının vurduğu binalarda yangın çıktı ve maddi hasar meydana geldi.

Rusya, Eset rejiminden hava saldırılarını durdurmasını istemişti. Şam'ın doğusundaki Haresta ilçesi, 19 Şubat'ta rejimin füzelerle hedef aldığı muhaliflerin kontrolündeki Kabun semtinden kaçan yaklaşık 3 bin aileyi de ağırlıyor.

Yerel kaynaklar, ülkenin güneybatısındaki Dera kentinde muhalif bölgelere sabah saatlerinden bu yana 18 hava saldırısı yapıldığını belirtti. Bu saldırılardan 10'u Dera'da il merkezine yakın muhaliflere ait bölgelere düzenlenirken, 8'i ise kentin doğusundaki Busra eş-Şam ilçesine yapıldı.

Sivil savunma yetkilileri, kent merkezi ve Busr eş-Şam'a yönelik hava saldırılarında 4'er, Dera ile Busr eş-Şam arasındaki Ciza beldesinde 2 olmak üzere 10 kişinin hayatını kaybettiğini aktardı. Hava saldırılarında Dera'da 22, Busr eş-Şam'da 15, Ciza'da 2 kişi yaralandı.

BM Suriye Özel Temsilcisi Mistura, Rusya'nın Beşşar Eset rejiminden, Cenevre-4 görüşmeleri boyunca hava saldırılarını durdurmasını istediğini duyurmuştu.

Hindistan'da bir Yamyam öldürdüğü çocuğu yerken yakalandı

Hindistan'da 20 yaşlarındaki Nazım Miyan isimli yamyam, öldürdüğü 7 yaşındaki çocuğun cesedini yerken annesine yakalandı.

Kan donduran vahşi olay Hindistan'da yaşandı. 20'li yaşlarında olduğu açıklanan Nazım Miyan isimli yamyam, öldürdüğü 7 yaşındaki küçük çocuğun cesedini yerken annesine yakalandı.

Annesinin polisleri aramasıyla yakalanan yamyam, halk tarafından linç edilmek istendi.

Polis yetkilileri tarafından yapılan açıklamada, boş bir evde çocuğun cesediyle birlikte bulunan Nazım Miyan'ın cesedi parçalara ayırdığı ifade edildi.

Miyan'ın götürüldüğü polis merkezi önünde toplanan yüzlerce kişi yamyam katilin idam edilmesini talep etti.

Türkiye Gazetesi

Trump: Nükleer kapasitemizi artırmalıyız

Reuters'a konuşan ABD Başkanı Trump, nükleer silah kapasitesinde ABD'nin geride kaldığını söyleyerek, ülkesinin nükleer silah kapasitesinin genişlemesini ve 'en tepede' olduğunu göstermesi gerektiğini söyledi.

Rusya ile ilişkiler konusunda da görüşünü bildiren Trump, Rusya'nın silahların kontrolü anlaşmalarına aykırı olarak yeni kruz füzeleri sevk ettiğini, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşmeleri durumunda bu konuyu da gündeme getireceğini belirtti.

Trump ayrıca, Rusya'yla nükleer silahların azaltılması konusunda 'tek taraflı' bir anlaşmaya karşı olduğunu belirtti.

Kuzey Kore'nin balistik füze denemeleriyle ilgili 'çok öfkeli' olduğunu belirten Trump, buna karşılık Japonya ve Güney Kore'ye füze savunma sistemleri yerleştirebileceklerini, ancak öncelikle konuşacak şeyler bulunduğunu söyledi.

Trump, Çin'in, Pyongyang üzerinde baskı oluşturarak 'istediği taktirde kolaylıkla Kuzey Kore sorununu çözebileceğini' söyledi.

Şanver İsmailoğlu: "Bu Coğrafyanın Yoksulları"

Orta sınıfı yok edip, ülkenin çoğunluğunu açlık ve yoksulluk sınırında yaşamaya mahkum eden politikalar sorgulanmayacak mı? 

Bu bir köşe yazısı değil. Zaten ben de bir köşe yazarı değilim. Tanıdığım birçok dostum gibi son yılların hepimizi mahkum etmeye çalıştığı frustration (sıkışmışlık, çıkışsızlık, çaresizlik, umutsuzluk vb.) ortamında, güncele düşülmüş bir not, kendince verilmiş bir yanıt olarak algılanması beklentisiyle yazıldı.

Bizim kuşağın bildiği bir türküdür:

“Biz hep biriz Turhallıyız / biz bize benzeriz / yüz bin kere tövbe eder / yine şarap içeriz.

İşte aynen böyleyiz. Yüz bin kere; evde hamsi tava yapıp, (üstelik de son hamsiler) yanında emekli maaşının bir günlüğünü götüren 2-3 kadeh Tekirdağ rakısını içeceğim zaman, TV’de haber izlemeyeceğim yeminini bozarsan; ne yediğin hamsinin, ne de içtiğin rakının tadı kalır. Yine öyle oldu. Son kadehi iptal edip eski deyimle aldım kalemi elime. Kusur varsa affola!

Bugüne değin asla birilerini hedef alıp yazı yazmadım. Bu hem benim tarzım değil, hem de bu sitenin formatına uygun değil. Bunun bir kıymet-i harbiyesi de yok zaten.

“Elin ağzı torba değil ki büzesin” bu konuda söylenmiş, benim de beğendiğim bir sözdür. Ama, büyük medyanın ayyuka çıkan yandaşlığı sonucu yaşanan reyting kaybı endişesi ve tedbiren, konjonktürel  bağlamda zorunluluk kesbeden  tarafsız görünme, ama asla tarafsız olmayan habercilik anlayışı can sıkıcı olmaya başladı. Bu dermansızlığa çözüm olma beklentisiyle haber sunumuna kaydırılan anlı şanlı bir muhterem ve idare-i maslahat dengeciliği* konusunda bize her gün yeni bir örnek sunan Ahmet Hakan konusunda bir şeyler söylemek artık farz oldu…

Zat-ı muhterem son programında, Türkiye’de dilenenlerin yarısının Suriyeli olduğu gerçeğini(!) , gencecik Suriyeli kızların görüntüleri eşliğinde bize sunuyordu. Bir açıdan bakıldığında, savaşın yarattığı doğal sonucu belgelediği; acımasız koşulların insanları düşürdüğü durumu; toplumsal bir gerçekliği gündeme getirdiği için gazetecilik bağlamında kutlanabilir de. Ben gazeteci olmadığım için bu kısmına ilişkin sağlıklı bir yorum yapamam. Bunu konunun uzmanları yorumlayabilir. Ben başka bir yönüyle ilişkiliyim. Eğer haberin sonuna (dengecilik de kabulümüz) bir yorum ekleseydi, yine de bu yazı yazılmayacaktı. Ama muhterem, haberi sadece verdi ve geçti.

Diyebilirsiniz ki daha ne yapsın. Bir gerçekliğe parmak bastı işte. Anlayan anlasın!

Konjonktür buna cevaz veriyordur muhtemelen. İşte sorun da burada.

Belki de bizim kuşağın; durum tespitleri ile yetinmeyip, nedenlerini ve çözümlerini irdeleyen, bunun için bedel ödeyen ideolojik yaklaşımlarını aramak beyhude. Bunu hepimiz biliyoruz.

Bu değil maksadım. Ama insana sormazlar mı; "Yahu birader, savaş öncesinde muhtemelen o günlerde çoğunluğumuz olan orta sınıf Türkler gibi yaşayan (şimdilerde artık bu sınıf ülkenin çoğunluğu değil) bu insanları, bu ülkede, bu durumlarda yaşamaya mecbur bırakan politikalar üzerine birkaç söz söylemek dengeleri mi bozar! Yıllardır, soğuk kış günlerinde sokaklarda, annelerinin kucağında, aç ve çıplak ayakları, akan burunları ile bu çocuklar ve artık alışılan bir figüre dönüştürülen bu çaresizlik, istatistiki bir veri dışında bir anlam taşımıyor mu?..

Hadi bir yana bırakalım, Ortadoğu halklarının neredeyse kaderi olmuş bu alçak savaşların yoksul insanları düşürdüğü bu durumu. Bu savaş politikalarını; günlük çıkarları için tetikleyen, besleyen egemenleri; iktidarlarını sürdürebilmek için savaşlardan, çatışmalardan medet uman anlayışları. Yok sayalım, ülkemiz için geçici bir durumdur diye büyütmeyelim, görmezlikten gelelim!

Peki ya Suriyeli olmayan diğer yarısı! Bu savaş mağdurlarından geriye kalan yüzde elliyi ne yapacağız?

Bu kısmına ilişkin de söylenecek bir sözünüz yok mu? Daha dün gece pencereden bakarken, takım elbise giymiş, bir elinde bond çantası, diğer elinde büyük bir poşetle, etrafı kollayarak çöp konteynırını yoklayan, emekli memur kılıklı birini gözlerimle görmeseydim de bu yazı yazılmayabilirdi. Üstelik Ankara’nın Çankaya’sında. Haber üstüne geldi, yazmak farz oldu.

Orta sınıfı yok edip, ülkenin çoğunluğunu açlık ve yoksulluk sınırında yaşamaya mahkum eden politikalar sorgulanmayacak mı? Diyebilirsiniz ki biz sadece gündeme getiririz. Birileri de yazsın. İyi de, halkımız sizleri dinliyor. Sağlıklı haber alma kanallarını, yoksullardan yana vicdanlı yorumcuları, muhalif sesleri yok edeli muktedirler, ortam size kaldı. Siz de hakkını veriyorsunuz!

Belki artık sizin için pazarlardan arda kalanları toplayan yoksullar haber değeri taşımıyor. Ama sizlerin istatistik kokan haber anlayışlarınızın da yoksulluğu birebir yaşayan insanlar nezdinde bir kıymet-i harbiyesi kalmadı. Siz de bunun farkına varın. Ya gündeme getirdiğinizde hakkını verin, ya da yoksulları teşhir etmeyi, onlar üzerinden reyting yapmayı bırakın. Başka bir ülkenin acımasız koşullarında insanlık değerlerine olan inançlarını yitirmek üzere olan gencecik insanların onurunu daha fazla zedelemeyin!

Siz söylemeseniz de Nazım Usta yıllar önce söylemiş:

    Büyük insanlık gemide güverte yolcusu
    tirende üçüncü mevki
    şosede yayan
    büyük insanlık.

    Büyük insanlık sekizinde işe gider
    yirmisinde evlenir
    kırkında ölür
    büyük insanlık.

    Ekmek büyük insanlıktan başka herkese yeter
    pirinç de öyle
    şeker de öyle
    kumaş da öyle
    kitap da öyle
    büyük insanlıktan başka herkese yeter.

    Büyük insanlığın toprağında gölge yok
    sokağında fener
    penceresinde cam
    ama umudu var büyük insanlığın
    umutsuz yaşanmıyor.

* (Sarp Erk Ulaş'ın Felsefe Sözlüğüne baktım bu arada, ola ki dengeciliğin bir karşılığı varsa atlamayayım diye, yoktu. Güncellenmesi gerekir. Son çare Ekşi Sözlüğe baktım: "Halbuki hayat dengesini kendisi kurar, kişilerinkini kabul etmez, başına yıkar" gibi tek bir cümleye rastladım. Bunu beğendim.) (Şİ/HK)

* Fotoğraf: Anadolu Ajansı - AA


http://bianet.org/bianet/toplum/183926-bu-cografyanin-yoksullari

ABD Genel Kurmayı: "Türkiye ile ittifakta tutarlı olacağız"

ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Joseph Dunford, Washington merkezli Brookings Enstitüsünce düzenlenen "Global Tehditler ve ABD'nin Ulusal Güvenlik Öncelikleri" panelinde konuştu.

Dunford, Trump'ın bir genelge ile Savunma Bakanlığından (Pentagon) 30 gün içerisinde DEAŞ'a karşı yürütülen operasyonların hızlandırılması için talep ettiği plan hakkında "Tüm seçenekleri başkana sunacağı" dedi.

Trump'la bölgedeki tüm kaktörleri ele alacaklarını belirten Dunford "Türk müttefiklerimizin önemini konuşacağız ve planlarımızın Türkiye ile olan güçlü ittifakımızı devam ettirmekle tutarlı olmasına dikkat edeceğiz. Bölgedeki Kürt sorununu konuşacağız ki bildiğiniz gibi tek bir Kürt grup yok orada birçok Kürt grup var. Türklerin menfaatlerine karşı İranlıların menfaatlerinin karmaşıklığını ve mevcut birçok şeyi konuşacağız. Bunların hepsini konuşacağız ancak köklü bir değişiklik olacağı konusunda bir şey demeye hazır değilim çünkü karar verecek olan başkandır" dedi.

"Sebze ve meyve yemek ömrü uzatıyor"

Londra'daki Imperial College araştırmacıları, günde 10 porsiyon meyve ve sebze tüketmenin yılda 7,8 milyon erken ölümün önüne geçeceğini belirtti.

Araştırmacılar, yaklaşık 2 milyon kişinin yemek alışkanlığını inceleyen 95 ayrı çalışmada elde edilen verileri analiz etti.

Belirli meyve ve sebzelerin kanser ve kalp rahatsızlığı riskini azalttığına işaret eden araştırmacılar, az miktarda tüketimin dahi belirgin bir farka yol açtığını söyledi.

Günde 200 gram meyve sebze tüketimi, kalp ve damar hastalıkları riskinde yüzde 13, kanser riskinde yüzde 4, erken ölüm riskinde de yüzde 15 düşüşe yol açıyor.

Meyve sebze tüketimi günde 800 gramı bulduğunda ise kalp ve damar hastalıkları riski yüzde 28, kanser riski yüzde 13, erken ölüm riski de yüzde 31 oranında azalıyor.

Çalışmada belirtilen porsiyon, 80 grama eşdeğer. Bu da küçük bir muz, armut ya da dolu dolu üç yemek kaşığı ıspanak veya bezelyeye denk geliyor.

Araştırmayı yöneten Dr. Dagfinn Aune, "Meyve ve sebze tüketimi, kolesterol seviyesiyle kan basıncını azaltırken dolaşım ve bağışıklık sistemlerini güçlendiriyor. Meyve ve sebzeler, DNA hasarını azaltan ve kanser riskinin azalmasına yol açan antioksidanlar içeriyor." dedi.

Türkiye, küresel fiber ağa dahil oldu

Türkiye 20 bin km uzunluğunda fiber ağa dahil oldu!

Türk Telekom iştiraklerinden Türk Telekom International’ın tek Türk şirketi olarak yer aldığı dünyanın en yüksek kapasiteli deniz altı veri hattı konsorsiyumlarından SEA-ME-WE 5 projesi tamamlandı.

Projenin tanıtım toplantısı Türk Telekom ve Türk Telekom International’ın ev sahipliğinde, konsorsiyum üyesi 19 operatörün üst düzey yöneticilerinin katılımı ile İstanbul’da gerçekleştirildi.

Türk Telekom International’ın Marmaris’te inşa ettiği istasyonun da dahil olduğu proje ile 17 ülke, fiber hat ile deniz altından birbirine bağlandı. Batı Avrupa’dan Orta Doğu ve Güney Doğu Asya’ya uzanan ilk fiber deniz altı bağlantısı olmasının yanı sıra en kaliteli ses ve veri trafiğinde en az gecikme oranı ile dikkati çeken SEA-ME-WE 5, toplam 20 bin kilometrelik hat uzunluğuna sahip.

SEA-ME-WE 5 Yönetim Komitesi Başkanı Linette Lee ise günümüz teknolojilerinin SEA-ME-WE'nin daha önceki versiyonlarına nazaran büyük bir değişim yaşadığını belirterek, SEA-ME-WE projesinin son teknolojik yeniliklere uygun şekilde teknolojik yeterliliğini ispatladığını söyledi. Linette Lee şunları söyledi:
"Daha önce SEA-ME-WE projelerini başarıyla tamamladık. Sadece SEA-ME-WE 3 ve 4'ten bahsetmiyorum. Kendi bölgemizde başka diğer deniz altı kablo hatları konusunda da çalışmıştık. Dolayısıyla da bu anlamda çok büyük bir birikimimiz var. SEA-ME-WE 5 projesi diğer kablo proje ve hatlarına oranla biraz daha farklı. Çünkü çok daha açık bir sistem oluşturmuş durumdayız. Yani uçtan uca bir deniz altı kablo hattından bahsediyoruz. Aynı zamanda bizim projemiz kendini kanıtlamıştır, yeni teknolojilere mümkün olan en kısa sürede kendini adapte edebilmiştir."Lee, sistemin ülkelere alternatif ve kesintisiz iletişim alternatifleri sunduğunu belirterek, Bangladeş'te SEA-ME-WE4 kullanıldığı bilgisini verdi.

Türk Telekom International Grubu İcra Kurulu Başkanı Mehmet Candan Toros, projenin tamamlanmasıyla Türkiye’yi bölgede bir dijital üs haline getirmek üzere önemli bir adım daha attıklarını kaydetti.

Toros şunları söyledi: "Türk Telekom’un iştiraki olarak, grubumuzun Türkiye’nin kıtalararası bir veri köprüsü olma konumunu güçlendirme stratejisi doğrultusunda çalışmalarımızı sürdürüyor; yurt içinde ve yurt dışında yaptığımız yatırımlarla altyapımızı sürekli güçlendiriyoruz. Bu amaca hizmet eden faaliyetlerimiz içinde yer alan SEA-ME-WE 5’e 2015 yılında üye olduk. Konsorsiyumda ülkemizi temsil eden tek şirket olarak, geçen yıl Marmaris istasyonunu inşa ettik ve Türkiye’yi 17 ülkeyi birbirine bağlayan 20 bin km uzunluğundaki fiber ağa entegre ettik. Başarı ile tamamlanan bu projeyle Türkiye’yi bölgesel bir dijital üs haline getirmek üzere önemli bir adım daha atmış ve ülkemize ekonomik açıdan da yeni fırsatlar yaratmış olmaktan gururluyuz."

Dünyada artık her noktada internete erişim ihtiyacı görüldüğünü belirten Toros, internet iletişiminin kesintisiz ve hızlı olabilmesi için yeni ve alternatif seçenekler bulunması gerektiğini bildirdi.

Toros şöyle konuştu: "Sosyal ağ kullanımı artıyor, artık milyarlarca sosyal ağ abonesi var. Uluslararası ticaret, devlet ve vatandaş ilişkileri, devletlerarası ilişkiler de elektronik ortama taşındı. Bu ne demek oluyor? Ülkelerarası, kıtalararası daha çok internet iletişimine ihtiyaç var. Daha yüksek kapasitelerde, daha hızlı ve daha ucuz yollarla sağlanması gerekiyor. Bu nedenle de deniz altı kabloların kopmalara, arızalara karşı daha olması nedeniyle uluslararası konsorsiyumlar bu şekilde daha hızlı, yüksek kapasiteli alt yapılar kullanıyor."

Türk Telekom’un uluslararası toptan ses ve veri altyapı satış ve pazarlama faaliyetlerinden sorumlu şirketi olarak bir diğer hedeflerinin de Türk Telekom’un vizyonuna hizmet ederek Türkiye’yi bölgenin veri üssü yapmak olduğunu söyleyen Toros, şöyle devam etti:

"Türkiye’nin dünya ile dijital iletişimini de güçlendiren SEA-ME-WE 5 ile hızla artan veri ihtiyacını en yüksek seviyeden karşılayabilecek altyapı da inşa edilmiş oldu. Böylelikle müşterilerimizin yüksek kapasiteli veri iletişimi ve altyapı ihtiyaçlarına en iyi çözümleri sunacağız.

Dünya teknoloji sektörü adına da önemli olan bu projenin bir parçası olmaktan ve projenin zamanında tamamlanmasına katkıda bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Ayrıca, yapılan değerlendirme sonucu, bu projenin tamamlanması nedeniyle düzenlenen etkinliğe İstanbul’da ev sahipliği yapmaktan, projeye dahil olan şirket ve ülke temsilcilerini ülkemizde ağırlamaktan mutluluk duyuyoruz."

Türk Telekom International Üst Yöneticisi (CEO) Yusuf Kıraç ise projenin maliyetine ilişkin bilgiler verdi. Kıraç, "SEA-ME-WE 5'ın toplam maliyeti 700 milyon dolar, Türk Telekom'a maliyeti 50 milyon dolar." ifadelerini kullandı.

Türkiye'de tüketilen internet içeriğinin yüzde 70'ten fazlasının yurt dışıyla bağlantılı olduğunu aktaran Kıraç, "İnternete girdiğinizdeki genel datanın yüzde 70'i yurt dışından? Dolayısıyla yurt dışı çıkışlarda Türk Telekom'un güçlü olması lazım. Bu bizim 3. yurt dışı kablomuz ve Türkiye'ye internet konusunda ciddi bir avantaj sağlayacak. Türkiye burada ayrıca bir köprü görevi üstlenecek. Doğalgazda, borular nasıl Türkiye üzerinden geçiyorsa, Türkiye veri akışında da bir köprü olacak." değerlendirmesini yaptı.

Toplantıda verilen bilgilere göre, Türkiye’nin dünya ile dijital iletişimini deniz altından sağlayan SEA-ME-WE 5, 24Tbps başlangıç kapasitesi ile geleceğin genişbant yoğunluklu uygulamaları, yüksek ebatta kurumsal veri alışverişi, internet TV ve online oyun servisleri için her geçen gün artan ihtiyacı karşılayacak niteliklere sahip.

Batı Avrupa - Doğu Asya hattında kurulan ilk fiber denizaltı bağlantısı olan projenin teknolojik donanımı, en kaliteli ses ve veri trafiğini en az gecikme oranı ile sağlayabiliyor.

SEA-ME-WE 5 deniz altı fiber kablo sistemi, sahip olduğu üstün teknoloji ve projenin yönetimi Kasım 2016’da Paris’te düzenlenen Global Carrier Awards 2016’da "Yılın Projesi" ödülüne layık görülmüştü.

23 Şubat 2017 Perşembe

Dünya benzeri yedi gezegen daha bulundu


NASA dünya'ya benzer 7 farklı gezegen daha bulunduğunu açıkladı. Bu gezegenler Trappist-1 ismini taşıyan ve Güneş Sistemi'nden farklı bir sistemde bulunuyor. Google'ın da bu özel keşfe yönelik hazırladığı exoplanet discovery doodle'ı da tüm dünyadan arama yapan kullanıcıların karşısına çıkıyor. Peki bu yeni keşif insanlığın hayatını nasıl etkileyecek? NASA'lı bilim adamları ne diyor? Yeni gezegenlerde hayat var mı?

NASA'nın dün dünyaya duyurduğu yeni keşfi bugün tüm dünyanın dilinde. Gerek çapıyla gerekse de Güneş Sistemi'ne olan benzerliğiyle Trappis-1 sistemi Güneş Sistemi dışında hayat var mı sorusunu tekrar akıllara getirdi. Google'ın da exoplanet discovery yani Güneş Sistemi dışında bir sistem anlamını taşıyan özel doodle'ı bu keşfin önemine dikkat çekiyor ve bu keşifle ilgili arama sonuçlarına kullanıcıları yönlendiriyor. Peki bu yeni keşif ne anlama geliyor? Güneş Sistemi dışında gerçekten de yeni bir Dünya var mı?

Güneş Sistemi dışında Samanyolu Galaksisi içindeki Kova takımyıldızı içindeki TRAPPIST-1 ismi verilen yıldızın yörüngesinde keşfedilen gezegenlerin Dünya'ya benzerlik gösterdiği belirtildi.

Bilim adamları, gezegenlerden üçünün su varlığını ve canlı yaşamını destekleyebilecek yapıda olduğunu ifade etti. Yaklaşık Jüpiter büyüklüğünde sönük bir yıldız olan TRAPPIST-1’in etrafında sıkı bir ağ oluşturan gezegenlerin karasal ve kayalık yapıda olduğu, canlı yaşamına olanak verip vermeyeceklerinin anlaşılması için atmosferlerinin daha detaylı incelenmesinin gerekeceği belirtildi.

Keşfi yapan Liege Üniversitesi Öğretim Üyesi Michael Gillon ve ekibi, yıldızın etki bölgesinde Dünya'ya benzeyen daha fazla gezegenin olabileceğini ileri sürdü.

Trappist-1 sistemine bakıldığında boyutunun Güneş Sistemi'nde yer alan Jüpiter'le aynı olduğu dikkat çekiyor. Dünya'nın boyutlarına göre de yeni sistemdeki gezegenlerin büyüklükleri ya yüzde 25 daha küçük ya da yüzde 10 daha büyük bir yapıda. Gökbilimciler şimdi gezegenlerin atmosfere sahip olup olmadıklarına odaklanmış durumda. Bilim adamları Hubble teleskopu aracılığıyla havada metan gazı ve su arayacak.

"Tüm bunlardan çıkarılacak sonuç şu ki dünya dışındaki yaşamları keşfetme yolunda tarihi bir adım attık." diyen araştırma ekibinden Cambridge Üniversitesi Öğretim Üyesi Amaury Triaud, "Samanyolu Galaksisi içinde Dünya büyüklüğünde çok sayıda başka gezegen olduğunu öğrenmek inanılmaz bir şey." dedi.

Diğer bir ekip üyesi Liege Üniversitesinden Emmanuel Jehin de "Galaksimizde 200 milyar yıldız var. Bunların her birinde 10 tane Dünya benzeri gezegen olsa artık gerisini siz hesap edin." diye konuştu.Gillon ve ekibi geçen baharda TRAPPIST-1 ve çevresinde üç gezegen keşfettiklerini bildirmişti. Şimdiyse sayı yediye çıktı. Ekip, sayının yakın zamanda daha da artabileceğini vurguluyor.

Google, NASA'nın keşfini doodle yaptı

İnternet kullanıcıları, Google ana sayfasına girdiklerinde, keşfedilen 7 yeni gezegene özel hazırlanan video ile karşılaşıyor.

NASA, dün dünyadan 40 ışık yılı uzakta 7 yeni gezegen keşfedildiğini açıklamış; Güneş Sistemi dışında Samanyolu Galaksisi içindeki Kova Takımyıldızı içindeki Trappist-1 ismi verilen yıldızın yörüngesinde keşfedilen gezegenlerin dünyaya benzerlik gösterdiği belirtilmişti.

Doodle uygulamaları, dünya ülkeleri için önemli gün ve tatillere, kültürel olaylara ve tarihte yer alan önemli kişilere yer vererek, dikkati çekmeyi amaçlıyor.

İnternet kullanıcıları, özel tasarımlı logonun üstüne tıklayarak, o güne, kişiye ve konuya özel daha ayrıntılı bilgilere erişebiliyor.



Microsoft'tan kod yazabilen yapay zeka uygulaması

Yazılım devi Microsoft ve Cambridge Üniversitesi araştırmacıları kod yazabilen bir yapay zeka geliştirdi. DeepCoder adı verilen bu yapay zeka aynı zamanda öğrenme yeteneğine sahip.

İngiltere'nin Cambridge kentinde bulunan Microsoft Araştırma Merkezi ve Cambrigde Üniversitesi alanında öncü olabilecek bir çalışmaya imza attı. Araştırmacılar kod yazabilen bir yapay zeka geliştirdi. DeepCoder adı verilen yapay zekanın yakın gelecekle programlama yarışmalarına katılması bekleniyor.

Basit düzeydeki satırları kodlayabilen DeepCoder'ı benzerlerinden ayıran en büyük özelliği ise öğrenme kapasitesine sahip olması. İlk aşamada varolan diğer yazılımlardan kodları kullanan DeepCoder'ın zaman içerisinde bunları kendi başına yazabilecek hale gelmesi hedefleniyor.

Yapay zeka ve robotların önümüzdeki 10 yıllık süreçte bile milyonlarca insanın işini elinden alacağı tahmin ediliyor. Ancak DeepCoder'ın yaratıcıları yapay zekanın yazılım dünyasına yeni bir enerji getireceği görüşünde. Dünyanın en iyi üniversitelerinden Massachusetts Institute of Technology'de (MIT) çalışan Doç. Dr. Armando Solar-Lezama, kod yazan yapay zekaların yazılması imkansız olarak görülen sistemlerin altından kalkabileceğini düşünüyor.

Şimdilik sadece beş satır oluşturebilen DeepCoder'ın geliştirildiği açıklandı. DeepCoder'ın yaratıcıları da yapay zekanın yazılımcıların yükünü hafifleteceğini ifade etti. Bu sayede yazılımcıların daha sofistike işler için zamanları olacağı belirtildi.

Okulda İnternet kullanımı eğitimi olumsuz etkiliyor

Michigan Eyalet Üniversitesi tarafından yapılan araştırmada, sınıfta internet erişiminin ders notlarını düşürdüğünü ortaya koydu.

Araştırmada en akıllı ve çalışkan olarak nitelendirilen öğrencilerde bile düşük sınav sonuçları gözlendi. Uzmanlar, Psikolojiye Giriş dersi alan 127 öğrencinin dizüstü bilgisayar kullanımını inceledi. Sonuçta öğrencilerin ortalama 37 dakikalarını, e-postalarını kontrol etmek, sosyal medyada gezinmenin yanı sıra alışveriş yapmak ve video izlemek için kullandıklarını tespit etti.

Araştırmacılar öğrencilerin denetlenebilen bir ağ üzerinde internet kullanmalarını sağlayarak, ders dışı içerikli internet kullanımında harcadıkları zamanı ölçebildi.

Araştırma süresince 83 öğrencinin yani bu çalışmaya katılan 15 sınıfın yarısından fazlasının internette dolaştığını tespit ettiler.

Ve internet kullanımının öğrencilerin sınav sonuçlarını etkileyen belirleyici bir unsur olduğunu gördüler.

Çalışmayı yürüten isimlerin başında gelen Psilokoji Profesörü Susan Ravizza, ders dışı internet kullanımının zararının, sınıfta gerekmediği zamanlarda bile öğrencilerin dizüstü bilgisayarlarını sınıfa getirmelerini teşvik edilmesi yönünde izlenen yolun, daha çok sorgulanmasına neden olduğunu belirtiyor.

Hatta araştırmacılar, öğrencilerin dersle ilgili çalışmalarında bilgisayarlarını kullanmalarının, sınav sonuçlarını yükseltmediğini söylüyor.

Bu derste internet kullanımını gerektiren bir ödev olmadığını söyleyen Ravizza ders amaçlı bigisayar kullanımın, yalnızca dersi takip etmek ya da not almak için ders notlarını indermekten ibaret olduğunu söylüyor.

Ravizza daha önceki çalışmalara dayanarak, dizüstü bilgisayar üzerinde not almanın, elle not almak kadar etkili olmadığını da söylüyor.

Ve öğrencilerin bir kez bilgisayarı açtıktan sonra, internette ders dışı şeylerle uğraşmaya yeltendiğini belirtiyor.

Ravizza, artık bilgisayarlarını sınıfa getiren öğrencilerden, diğerlerinin dikkatini dağıtmamaları için, arkada oturmalarını istediğini de ekliyor