10 Mart 2017 Cuma

"Halep'teki ölümler suçken, Musul'dakiler ‘kaçınılmaz kayıplar' mı?"

Ortadoğu uzmanı Michael Lüders, Almanya'da yayınlanan ‘Blätter für deutsche und internationale Politik' dergisine yazdığı makalede, Batı'nın Suriye ve Irak politikalarını eleştirdi.

Lüders, makalesinde ‘Avrupalılar ve özellikle Almanlar ilk kez, politikacılarının Washington'un ‘Esad gitmeli' pozisyonunu benimsedikleri için kendilerinin sebep olduğu kasırganın merkezinde kaldılar' sözleriyle ‘Batı'nın kör noktalarını' eleştirdi.

'BATILI ÜSLUP, ÇATIŞMANIN DOĞRU TARAFINDAYIM ALGISI OLUŞTURUYOR'

Batı medyasını ve Batılıların yürüttüğü politikaları eleştiren Lüders, Suriye'deki savaş kurbanlarının yer aldığı ve derin duygusallık içeren fotoğrafların 'Suriye ordusunu suçlu göstermek amacıyla kullanıldığını' yazdı. Alman yazar, aktörleri ‘iyi' ve ‘kötü' olarak ayıran batılı tarza da değindi ve bu üslubun Batı'da ‘çatışmanın doğru tarafındayım' algısının oluşturulmasına yol açtığını belirtti.

'AVRUPALILAR, ABD'NİN DAĞILAN GİRİŞİMSEL POLİTİKASININ PARÇALARINI TOPLAR'

Yazıda, Almanya ve Avrupa'nın politikaları konusunda, "Burada yönetim yetkilerini elinde tutan kişiler, pozisyonlarını emin bir şekilde savunmaktansa Amerika'nın görüşlerini takip etmeyi tercih ederler. ABD'nin politikaları devletlerin bölünmesi, IŞİD gibi örgütlerin güçlenmesi ve milyonlarca savaş mağdurunu bilinmeyen bir yola sürüklenmesi gibi felaketlere yol açarken göçmen krizi yaşayan Avrupalılar, ABD'nin dağılan girişimsel politikasının parçalarını toplar ve böylelikle diğerlerin iktidar hırsının bedelini kendileri öder" şeklinde sitemde bulunuldu.

'HALEP'TE CEHENNEM VARKEN MUSUL'DA ÖZGÜRLÜK SAVAŞI MI VAR?'

Yazısında Irak'taki gelişmeleri de işaret eden Lüders, "Halep'te cehennem varken Musul'da özgürlük savaşı mı var?" sorusunu yöneltti. Halep'in geri kazanılmasıyla Suriye'ye ilginin azaldığını belirten yazar, Batılı medyanın 2016'nın ekim ayından itibaren Musul'da IŞİD'e karşı yürütülen mücadeleye odaklandığına ve aynı savaş ortamının yaşandığı Musul konusunda ‘farklı tonda' yazmaya başladığına dikkat çekti.

Sputnik

Musul’da sivil ölüm artıyor: Bir haftada 400 öldü

Bağdat hükümeti, İran destekli milisler ve ABD öncülüğündeki koalisyonun Musul’u IŞİD’in elinden almak için başlattığı saldırıda ölen sivillerin sayısı artıyor. Bir hafta içinde 400'e yakın sivilin öldürüldüğü bildiriliyor.

Airwars isimli gözlemci grubun ifadesine göre ABD öncülüğündeki koalisyon, Mart ayının ilk haftasında Bağdat hükümeti ve Şii milislere Musul savaşında verdiği ‘destek’ sırasında yüzlerce sivili öldürdü. “7 günde 400’e yakın sivil öldürüldü” Açık kaynaklı veriler ve görgü şahitlerinin ifadeleri ele alınarak hazırlanan rapora göre, 1 Mart tarihinden bu yana Musul’un yoğun nüfuslu batı gölgeine düzenlenen 11 koalisyon saldırısında 250 ile 370 arası sivil hayatını kaybetti.

ABD’nin yayınladığı resmi veriler ile gözlemci kuruluşun verileri büyük bir zıtlık arz ediyor. ABD’ye göre, Kasım ayından bu yana kendi bombalarıyla ölen sivillerin sayısı sadece 21. ABD’nin, IŞİD’e karşı savaşın başlatıldığı üç yıldan bu yana bildirdiği sivil ölümleri de oldukça düşük bir düzeyde. Ancak Airwars gibi gözlemci kuruluşların, bölgede faaliyet gösteren aktivistlerin ve görgü şahitlerinin aktardığı bilgiler; ABD’nin verdiği rakamlardan çok daha fazla. Birleşmiş Milletler, Musul’a yönelik saldırı başlamadan önce şehrin batı yakasında 750 bin sivilin yaşadığını tahmin ediyordu. Bu sivillerden bir kısmı bölgeden göç ederek mülteci olurken, büyük bir kısmı hala daha şehirde. Yaşananlara dair neredeyse hiç bilgi akışının olmayan şehrin doğu yakası 19 Şubat’ta Bağdat hükümeti güçlerinin eline geçmişti.

Airwars’a göre 1 Mart’tan bu yana şehre düzenlenen en ölümcül saldırılardan biri, şehir içi mültecilere sığınak olan bir camiyi hedef alan ve 50 ile 80 arasında kişinin canına mal olan hava saldırısı. “Musul daha önce hiç bu kadar yıkıcı bir savaş yaşamamıştı” Şehirde meydana gelen en ölümcül saldırı ise 5 Mart tarihinde yaşandı. Devase bölgesinde eski bir devlet yerleşkesine Bağdat hükümeti güçleri, İran destekli Şii milisler ve ABD’nin Apaçi helikopterlerinin ortaklaşa düzenlediği saldırıda 130’a yakın sivil yaşamını yitirdi. Bölgeden kaynakların ifadesine göre “Musul, tarihte hiç böyle şiddetli ve yıkıcı bir savaş yaşamamıştı”. Bölgedeki yıkım fotoğraflara da yansıdı. Aynı gün, Şarin pazarının yakınlarına düzenlenen bir hava saldırısında ise 4 sivil öldü, 14’ü yaralandı.

Saldırı ve çatışmalar sonrası Devase bölgesi​ndeki yıkım… “Mart ayı Musul için şimdiden en kanlı ay” Airwars’ın verilerine göre bu ay, sivillere düzenlenen hava saldırıları açısından savaşın en kanlı ayıydı. ABD hava saldırıları Aralık ayında 134-187 arası cana mal olurken bu sayı Ocak ayında 254-369 arasıydı. ABD askeri yetkilileri ‘sivil kayıpları ile ilgili tüm iddiaları ciddiye aldıklarını’ ifade ediyor. ABD’ye göre 2014 yılından bu yana ‘IŞİD’e karşı’ yürütülen savaşta 220 sivil hava saldırılarında yanlışlıkla hedef alınarak öldürüldü. Airwars’ın aynı dönem için verdiği sivil kayıp sayısı ise bunun 10 katından daha fazla. Airwars’ın sivil kayıplar için verdiği sayı 2463 iken, grup “bu sayıların tespitinde ABD ile ortak çalıştıklarını ancak ABD’nin kullandığı gözlem sisteminin hatalı olduğunu” savunuyor.

Sivil kayıpları tahminlerin çok ötesinde Airwars’a göre ABD, sivil kayıplarını bilerek düşük göstermiyor. Sadece vurdukları bölgelerde sivillerin mevcudiyeti ve kayıpların sayısı ile ilgili gözlem yapmıyor. Bilindiği gibi ABD, sahadaki Bağdat hükümeti güçleri ve Şii milislerin yönlendirmesiyle de hava saldırıları yapıyor. Sivil kayıpların fazla olmasının bir nedeninin de bu olduğu belirtiliyor. Yalnızca ABD hava saldırılarında ölen sivillere ilişkin sayının dahi binin üzerinde olması Musul’da sivillerin ne denli bir durumla yüz yüze kaldığının göstergesi. Topçu saldırıları, roket ve füzeler, ağır silahlar, piyade tüfekleri, havan topları gibi birbirinden farklı onlarca silahla öldürülen Musullu sivillerin sayısına ilişkin gerçek sayının ne kadar olduğu bilinmiyor. Bu sayının oldukça fazla olduğunu söylemek ise, Musul’daki yıkıma bakılınca, pek de zor değil.

Mepa News

1 Mart 2017 Çarşamba

Kadim Aşiretler Federasyonu'ndan "evet" kararı

Van'da bir araya gelen Kadim Aşiretler Federasyonuna (KAF) üye aşiret temsilcileri, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine ilişkin halk oylamasında 'evet' oyu kullanacaklarını açıkladı.

Kentteki bir otelde bir araya gelen bölge illerinden 25 aşiret temsilcisi, halk oylamasına ilişkin ortak basın açıklaması yaptı.

Açıklamayı okuyan KAF Genel Başkanı ve Gevdan Aşireti Temsilcisi Rasim Aslan, Türkiye'de çok önemli sosyal ve siyasal gelişmelerin yaşandığını söyledi.

Türkiye'nin dünyada daha güçlü ve müreffeh bir ülke olması için bazı adımların atıldığını belirten Aslan, şunları ifade etti: "Türkiye büyük bir devlettir. Milletimiz son dönemlerdeki gelişmelerle yeniden tarihe not düşmüştür. Tüm Müslüman coğrafyasında bir kez daha anlaşılmıştır ki büyük ve güçlü bir Türkiye sadece orta Doğu halkının değil tüm İslam coğrafyası ve insanlık medeniyetinin bir barış teminatıdır. Hangi dinden, ırktan, dilden olursa olsun mazlumların yeganesi, ülkemiz olacaktır. Sadece kendi halkı adına değil, tüm mazlum halkların adına güçlü bir aktör, yönetilen değil yöneten, sürüklenen değil sürükleyen, politikaya teslim olan değil politikayı üreten bir devlet kurmayı seçtik. Bu hedeflerin elde edilmesi adına daha iyi ilgi, icra ve cumhuriyet rejimlerinin güçler ayrılığı ilkesinin daha iyi hissedilmesi adına cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine gidilecektir."

- "Karanlıkları geçtik aydınlığa doğru gidiyoruz"

16 Nisan'da gerçekleştirilecek halk oylamasıyla yeni sistemin halkın takdirine bırakılacağını vurgulayan Aslan, ülkenin kadim aşiretleri olarak Türkiye'nin güçlenmesinden yana olduklarını aktardı.

Aslan, Türkiye'nin kendi sınırlarının dışında çok büyük bir coğrafyayı etkileyen, mazlum halkların duasını alan ve milletin "son kale" gibi gördüğü bir vatan olduğunu belirterek, "Türkiye'nin güçlü olması, tüm ümmetin görüşüdür. Karanlıkları geçtik aydınlığa doğru gidiyoruz. Milletimize karşı yapılan tehditlerin birçoğunu bertaraf ettik, fırsatlı günlere doğru yol alıyoruz. 16 Nisan'ın böyle bir gün olacağına inanıyoruz. Milletimiz ve ümmetimiz için aydınlık fırsat dönemi için Kadim Aşiretler Federasyonu olarak cumhurbaşkanlığı hükumet sistemine 'Evet' diyoruz." diye konuştu.

- "Türkiye prangalarından kurtulacak"

Toplantıya katılan Gazeteci-Yazar Bayram Zilan da halk oylamasıyla Türkiye'nin prangalarından kurtulacağını söyledi.

Yeni sistemle iki başlılığın ortadan kalkacağını ve daha güçlü bir yönetim anlayışının ortaya çıkacağını anlatan Zilan, şöyle dedi: "Cumhurbaşkanını ve başbakanı halk seçiyor. Temsil gücü yüksek iki makam oluyor. Bir taraftan süper yetkili cumhurbaşkanı, diğer taraftan halkın oyuyla seçilen başbakan var. Yeni sistemde Başbakanlık diye bir makam olmuyor. Aynı zamanda yargı da sivilleştirilecek. HSYK üyelerini Meclis, cumhurbaşkanı seçecek, adalet bakanı ve müsteşar doğal üye olacak. Bu sistem ırkçı siyasi partilerin yok olmasını sağlıyor. Çünkü bütün Türkiye'yi kucaklamak zorundasınız. Bu sistemde Kürtleri ötekileştiren hiçbir siyasi parti ve siyasi liderin bu sistemde yaşama şansı yok. Bölge milliyetçiliği yaparak bu ülkede iktidar olma şansı kalmıyor."

Aydın Doğan için duruşmaya zorla getirme kararı

Petrol Ofisinde örgütlü şekilde akaryakıt kaçakçılığı yapıldığı iddiasıyla iş adamlarının yargılandığı davada Aydın Doğan duruşmaya zorla getirilmesine karar verildi.

Petrol Ofisinde (POAŞ) örgütlü şekilde akaryakıt kaçakçılığı yapıldığı iddiasına ilişkin iş adamları Aydın Doğan ile Ersin Özince'nin de aralarında bulunduğu 47 sanığın yargılandığı davada, sanık Aydın Doğan'ın bir sonraki duruşmaya zorla getirilmesine karar verildi.

İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya, Hanzade Vasfiye Doğan Boyner, Yahya Üzdiyen ve Ali İhsan Karacan'ın da aralarında bulunduğu 12 tutuksuz sanıkla tarafların avukatları katıldı.

Duruşmada alınan savunma ve taleplerin ardından ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanık Aydın Doğan hakkında bir sonraki duruşmaya zorla getirilme kararı çıkarılmasına hükmetti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosunca hazırlanan iddianamede, POAŞ'ın 2001-2008 yılları arasında yurtdışından Türkiye'ye akaryakıt ithalatı yaptığı ve Gümrük Birliği olmayan ülkelerden yapılan ithalatın birlik üyesi olan İngiltere'den yapılmış gibi gösterdiği öne sürülerek, gümrüklere sahte belge ibraz ederek vergi muafiyeti sağlandığı, vergi kaçırıldığı ve devletin POAŞ tarafından zarar uğratıldığı öne sürülüyor.

POAŞ'ın 2000 yılından sonra Ukrayna ve Rusya gibi AB üyesi olmayan ülkelerden akaryakıt aldığı, eksik ithalat vergisi ödemek üzere merkezi Bahamalar'da olan fakat İngiltere'de faaliyet gösteren Point isimli bir şirket kurduğu belirtilen iddianamede, Avrupa Birliği ülkelerinden alınan mamullerdeki vergi muafiyetinden yararlanıldığı ve böylece vergi kaybına yol açıldığı aktarılıyor.

İş adamları Aydın Doğan ve Ersin Özince'nin "suç işlemek amacıyla örgüt kurmak", "Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet" ve "resmi belgede sahtecilik" suçlarından 8 yıl 6 aydan 24 yıl altışar aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, iş kadını Hanzade Vasfiye Doğan Boyner'in de aralarında bulunduğu 45 sanığın "örgüte üye olmak", "Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet" ve "resmi belgede sahtecilik" suçlarından 7 yıl 6 aydan 21 yıl altışar aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

İddianamede sanık olarak yer alan isimler şöyle sıralanıyor:

"Hakkı Ersin Özince, Aydın Doğan, Dr. Gerhar Roiss, Mahmut Magemizoğlu, Ali Erdal Aral, Hanzade Vasfiye Doğan Boyner, Yurdaer Üge, İmre Barmanbek, Adnan Bali, Cevdet Bayram, Özgün Çınar, Mevlüt Tufan Darbaz, Ali İhsan Karacan, Ali Rıza Temuroğlu, Yahya Üzdiyen, Yener Şenok, Jan Nahum, Hakan Mumcu, Nesrin Karaman, Kemal Meço, Ertuğrul Tuncer, İshak Şengül, Caner Çimenbiçer, İsmail Tokaç, Ahmet İzzet Karacahisarlı, Vural Akışık, İrfan Taşköprü, David Davies, Manfred Mag Madi, Klaus Schneider, Serdar Ayırtman, Asım Barlın, Ali Tuzla, Hüseyin Kılınç, Ömer Lütfi İskefyeli, Gökhan Küçükgirgin, Zeynep Hansu Uçar, Murat Erdoğan, Murat Bekler, Sibel Bircan, Reha Talu, Sibel Fatma Elekdağ, Tamer Özdamar, Cezmi Ölekli, Azmi Ölekli, Fahri Kayhan Söyler ve Ali Ertan Çakır."

27 Şubat 2017 Pazartesi

ÖSO El Bab'ın güneyinde 22 rejim askerini öldürdü

Suriye'nin kuzeyindeki El Bab ilçesine bağlı Tadif beldesi çevresinde Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) birlikleri ile Beşşar Esed rejimi ordusu arasındaki çatışmalarda 22 rejim askerinin öldürüldüğü bildirildi.

Fırat Kalkanı Harekatı bünyesindeki ÖSO birliklerinin ortak temsil edildiği Havar Kilis Operasyon Odası'nın sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamaya göre, ÖSO birlikleri El Bab ilçesinin güneyindeki Tadif beldesini yakınında rejim ordusu milisleri ile çatışmaya girdi. Çatışmalarda 22 rejim askeri öldürüldü.

El Bab'ın TSK destekli ÖSO tarafından ele geçirilmesinin ardından ilçedeki IŞİD unsurları, ilçenin güneyinde Tadif beldesine çekilmişti. IŞİD beldeyi hiç çatışmaya girmeden Esed güçlerine bırakmıştı.

Fırat Kalkanı Harekatı bünyesindeki ÖSO güçleri ile rejim güçleri arasında daha önce El Bab’ın güneybatısındaki Ebu Zeydin köyünde çatışmalar yaşanmıştı.

25 Şubat 2017 Cumartesi

Geçen yıl Trabzon'dan 116 ülkeye ihracat

Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği (DKİB) verilerinden yaptığı derlemeye göre, geçen yıl Trabzon'dan 116 ülkeye, 1 milyar 790 milyon 830 bin 594 kilogramlık ihracat gerçekleştirilerek, karşılığında 1 milyar 344 milyon 714 bin 678 dolar gelir elde edildi.

Önceki yıl ise 106 ülkeye 683 milyon 374 bin 317 kilogramlık ihracat yapılmış, 1 milyar 537 milyon 475 bin 331 dolarlık gelir elde edilmişti.

Trabzon'dan 2017 yılının 20 Şubat'ına kadar 69 farklı ülkeye 172 milyon 545 bin 339 kilogramlık ihracat gerçekleştirildi ve 179 milyon 714 bin 955 dolar gelir sağlandı.

Söz konusu dönemde ihracat yapılan ülkeler arasında İtalya, Almanya ve Rusya ilk sıralarda yer aldı.

DKİB Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Hamdi Gürdoğan, Trabzon'dan ihracat yapılan ülke sayısının her geçen gün arttığını söyledi.

Trabzon'dan geçen yıl 116 ülkeye ihracat yapıldığını dile getiren Gürdoğan, "İhracat yapılan ülkeler arasında, İtalya, Fransa, Almanya, Rusya Federasyonu ve Kanada ilk 5 ülke arasında yer almakta olup, bu ülkelerden İtalya'ya yüzde 33,8, Kanada'ya yüzde 46,7'lik ihracat artışı gerçekleşmiştir." ifadelerini kullandı.

Gürdoğan, Trabzon'dan Uzak Doğu, Afrika ve Asya ülkeleri de dahil dünyanın tüm kıtalarına ihracat yapıldığını vurguladı.

Kars’ta büyük FETÖ operasyonu: 1,160 gözaltı

Kars’ta Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY)’na yönelik düzenlenen operasyonlarda toplam bin 160 kişi gözaltına alınırken, bunlardan 442’si çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.

FETÖ'ye yönelik yapılan operasyonlar kapsamında bugüne kadar toplam bin 160 kişi gözaltına alındı. Bunlardan 442’si çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. 376 kişi adli kontrol şartıyla, 335 kişi de çıkarıldıkları mahkemece serbest bırakılırken, 7 kişinin ise gözaltı süresi devam ediyor. Öte yandan Kars İl Emniyet Müdürlüğü’nce FETÖ’ye yönelik operasyonların devam ettiği öğrenildi.

Humus'ta Eset Rejimine ağır darbe

Suriye Esed rejimi yanlısı haber sitelerinde son dakika olarak geçilen Humus'daki saldırıda ilk belirlemelere göre 42'ın üzerinde rejim mensubu öldü yüzlerce de yaralı mevcut.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, Humus’un al-Ghouta ve al-Mahata semtlerinde düzenlenen saldırılarda iki intihar eylemcisine silahlı militanların da eşlik ettiğini bildirdi.

Saldırıyı Nusra cephesi ile Saldırıyı Tahrir'uş Şam üstlenirken yapılan bombalı saldırıda aralarında Rejimin Humus bölgesi sorumlu askeri generali Hasan Dabul'da öldü. Ard, arda gerçekleştirilen iki saldırıdan birisi istihbarat binasına yapılırken, diğeride devlet güvenlik birimi binasına yapıldı

Suriye devlet televizyonu 42'tan fazla kişinin öldüğünü doğruladı, bölge kaynaklarıysa ölenlerin sayısının 50'den fazla olduğunu bildirdi.

Türk akseri Kardak kayalıklarını koruyor

29 Ocak Pazar günü Kardak kayalıklarında denetleme yapan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ın ziyaretinin ardından, Kardak kayalıklarında nöbet tutan Türk sahil güvenlik ekipleri 24 saat boyunca bölgeyi korumaya devam ediyor. Kardak kayalıklarını bir an olsun terk etmeyen Türk askeri devriyelerini arttırarak Yunan askerlerinin bölgeye gelmesini engelliyor. Kayalıklara yaklaşamayan Yunan sahil güvenlik ekipleri ise Kalalimnos adasının arkasında kayalıklara 3 mil uzaktan bölgeyi gözetliyor.

Bakan Çavuşoğlu'dan Yunanlı bakana sert yanıt

Genel Kurmay Başkanı Hulusi Akar'ın Kardak ziyareti hakkında haddini aşan sözler sarfeden Yunan bakanı Nikos Kocias'a Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'dan tokat gibi cevap geldi.  "Unutulmasın çıkacağımız zaman çıkmamız gereken yerlere çıktık. Kardak konusunda da tutumumuz bellidir."

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Yunanistan'ın darbecilerle ilgili açıklamasına sert tepki gösterdi. Çavuşoğlu, "Maalesef bu tutum bizi şaşırtmıyor. Zamanında PKK'nın şu anda hapiste olan elebaşısı da Yunanistan tarafından saklanmıştı" dedi.

Türk askeri Kardak kayalıklarında alçak uçuş yaptı

Kardak kayalıklarında gün boyu yaşanan sessizliği Sahil Güvenlik Komutanlığına ait helikopter bozdu.

PKK Viranşehir saldırısını üstlendi

Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesinde biri çocuk 2 kişinin hayatını kaybettiği saldırıyı, PKK'nın silahlı kanadı HPG üstlendi. HPG'nin internet sitesindeki açıklamasında, saldırıyı gerçekleştirenlerle irtibatın yeni sağlandığı için olayın geç üstlenildiği ifade edildi. Saldırının, 3 Aralık’ta ilçede düzenlenen operasyonda öldürülenlerin anısına yapıldığı belirtildi.

Viranşehir'de 3 Aralık gecesi, eylem için ilçeye geldiği açıklanan 4 PKK’lı öldürülmüştü.

17 Şubat’ta Yenişehir mahallesinde bulunan adliye ve emniyet mensuplarının kaldığı lojmanın bulunduğu sokakta bomba yüklü minibüs infilak ettirilmişti. Patlamada, biri 11 yaşında çocuk 2 kişi hayatını kaybetmiş, 15 kişi de yaralanmıştı.

Olaya ilişkin soruşturmada 89 kişi gözaltına alındı.